Reklam
Reklam

Bir Sanayiciden Fazlasıydı: Prof. Dr. Fikret Yazıcı’nın Ardından

Bazı insanlar vardır; onları yalnızca meslekleriyle, sahip oldukları şirketlerle, kazandıkları ödüllerle veya taşıdıkları unvanlarla anlatmak mümkün değildir. Çünkü geride bıraktıkları asıl miras, insanlıkları, dostlukları, memleketlerine yaptıkları hizmetler ve dokundukları hayatlarda bıraktıkları güzel izlerdir. Yakın zamanda kaybettiğimiz değerli dostum, ağabeyim Prof. Dr. Fikret Yazıcı da benim için böyle bir insandı.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Bir Sanayiciden Fazlasıydı: Prof. Dr. Fikret Yazıcı’nın Ardından
Reklam

Dr. Seyfullah Türksoy

Gazeteci – Yazar

 

Bazı insanlar vardır; onları yalnızca meslekleriyle, sahip oldukları şirketlerle, kazandıkları ödüllerle veya taşıdıkları unvanlarla anlatmak mümkün değildir. Çünkü geride bıraktıkları asıl miras, insanlıkları, dostlukları, memleketlerine yaptıkları hizmetler ve dokundukları hayatlarda bıraktıkları güzel izlerdir.

Yakın zamanda kaybettiğimiz değerli dostum, ağabeyim Prof. Dr. Fikret Yazıcı da benim için böyle bir insandı.

Fikret ağabey, Türk sanayisinin duayen isimlerinden, GENSA Şirketler Grubu’nun kurucusu ve başkanı, Kimya Yüksek Mühendisi, araştırmacı, mucit, akademisyen ve gerçek anlamda bir üretim insanıydı. Ancak bütün bu sıfatların üzerinde; son derece beyefendi, mütevazı, kibar, vefalı ve iyi kalpli bir insandı.

Onu uzun yıllardır tanıyordum. Türk dünyasına duyduğu sevgi, Türkiye’nin üretim gücüne olan inancı ve özellikle Kırgızistan’a gösterdiği yakın ilgi, yollarımızı birçok kez kesiştirdi.

Yıllar önce düzenlediğimiz İpekyolu Yılın Altın Adamları Ödül Töreni’nde kendisini ödüle layık görmüştük. Ödülünü dönemin Gagauzya Cumhurbaşkanı Mihail Formuzal takdim etmişti. O gün yaşadığı mutluluğu ve tevazusunu hâlâ hatırlıyorum.

Vefatından birkaç yıl önce ise İstanbul Topkapı’daki Türk Dünyası Mahallesi’nde, Yörük çadırında gerçekleştirdiğimiz bir toplantıda bir kez daha bir araya gelmiştik. Dönemin Kırgızistan İstanbul Başkonsolosu Lira Sıdıkova’nın da katıldığı bu buluşmada, Türk dünyasına ve Türkiye-Kırgızistan ilişkilerine yaptığı hizmetlerden dolayı kendisine bir plaket takdim etmiştik.

Bugün o fotoğraflara baktığımda, bir dostu kaybetmenin hüznünü çok daha derinden hissediyorum.

Türkiye’nin Üreten Beyinlerinden Biriydi

Fikret Yazıcı’nın hayatı aslında Türkiye’nin sanayileşme serüveninin de önemli örneklerinden biridir.

İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesinden Kimya Yüksek Mühendisi olarak mezun olmuş, üniversitede bir süre akademik çalışmalar yapmıştı. Gençlik yıllarında ilaç sanayisinde ve daha sonra NETAŞ’ta görev aldı.

NETAŞ yıllarında henüz birçok teknolojik ürünün tamamen yurt dışından ithal edildiği bir dönemde, kullanılan bazı kritik parçaların Türkiye’de üretilebileceğini savunmuştu. Bunun için aylarca çalışmış, hazırladığı projeyi büyük bir kararlılıkla yönetimin önüne koymuştu.

Önerdiği malzeme daha sonra Kanada üzerinden Amerika’daki Bell Laboratuvarlarında incelenmiş ve onaylanmıştı. Böylece yalnızca Türkiye’de değil, Northern Electric’in farklı ülkelerdeki üretimlerinde kullanılan bir parçanın değiştirilmesine katkı sağlamıştı.

Bu hadise Fikret Yazıcı’nın karakterini çok iyi anlatıyordu:

Araştırmak, sorgulamak, risk almak, üretmek ve doğru bildiği şeyin sonuna kadar arkasında durmak.

Daha sonra kendi şirketi GENSA’yı kurdu.

Küçük bir atölyede başlayan üretim macerası zamanla Türkiye’nin önemli teknoloji ve kimya yatırımlarından birine dönüştü.

Elektrot hammaddeleri konusunda geliştirdiği yöntemlerle, daha önce tamamen ithal edilen birçok ürünün Türkiye’de üretilmesini sağladı. Özellikle elektrot hammaddelerinin stabilizasyonunda geliştirdiği teknoloji, GENSA’yı yalnızca Türkiye’de değil dünya pazarlarında da önemli bir konuma taşıdı.

Firma zaman içerisinde Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülkeye ihracat yapan bir kuruluş haline geldi.

Fikret Yazıcı’nın bu konudaki yaklaşımını yıllar önce yaptığımız röportajda söylediği şu düşünce çok güzel özetliyordu:

Bu teknolojiyi Türkiye için geliştirdiğini ve ne kadar büyük bedeller teklif edilirse edilsin yabancı şirketlere vermeyeceğini söylüyordu.

Çünkü onun için mesele yalnızca para kazanmak değildi.

Üretmek, ülkesine kazandırmak ve Türkiye’nin teknolojik gücünü artırmak daha önemliydi.

Kırgızistan’a İlk Giden Türk İş İnsanlarından Biriydi

Fikret ağabeyi benim için ayrıca değerli kılan özelliklerinden biri de Türk dünyasına duyduğu samimi sevgiydi.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin dünyaya yeni açıldığı yıllarda, henüz bölgenin şartlarının oldukça zor olduğu bir dönemde Kırgızistan’a giden ilk Türk iş insanlarından biri olmuştu.

1993 yılında İstanbul Sanayi Odasının düzenlediği Orta Asya gezisiyle önce Kazakistan’a gitmiş, burada Prof. Kadiralı Konkobayev ile tanışmıştı.

Konkobayev’in daveti üzerine programda bulunmamasına rağmen Kırgızistan’a geçmiş ve ülkenin yatırım imkânlarını incelemişti.

Kısa süre içerisinde Kırgızistan’ın sanayileşmesi açısından önemli bir ihtiyacı tespit etmişti:

Kaynak elektrot fabrikası.

GENSA’nın sahip olduğu know-how ile Kırgızistan’da yaklaşık 5 milyon dolarlık bir elektrot fabrikası kurulması için proje hazırlanmış, Türk Eximbank ile görüşmeler yapılmış, Kırgız hükümeti de projeye destek vermişti.

Ne yazık ki finansman sürecinde yaşanan gelişmeler nedeniyle proje gerçekleştirilemedi.

Fikret Yazıcı bu hadiseyi yıllar sonra anlatırken hâlâ büyük bir burukluk taşıyordu.

Çünkü mesele onun açısından yalnızca bir ticari yatırım değildi.

O fabrikanın kurulması halinde Kırgızistan’da başka sanayi yatırımlarının da önünün açılacağına, bölgenin elektrot üretim merkezi haline gelebileceğine inanıyordu.

Bana söylediği şu sözleri hiç unutmuyorum:

“Eğer bu kredi bize verilseydi, kuracağımız fabrikayla Kırgızistan’ın kaderi değişebilirdi.”

Belki proje gerçekleşmedi ama Fikret Yazıcı’nın Kırgızistan’a olan sevgisi hiçbir zaman azalmadı.

Zor Günlerde Kırgızistan’ın Yanında Oldu

Fikret Yazıcı’nın Türk dünyası anlayışı yalnızca söylemden ibaret değildi.

Kırgızistan’ın bağımsızlığının ilk yıllarında ekonomik şartlar son derece ağırdı. Üniversitelerin, okulların ve kamu kurumlarının temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi büyük sıkıntılar yaşanıyordu.

O dönemde Kırgızistan’daki önemli bir matbaa kuruluşunun çalışanlarına aylarca maaş ödenemediğini, öğrenciler için kitap basılamadığını öğrenince önemli miktarda maddi yardımda bulunmuştu.

Ardından yüzlerce ton kâğıdın uzun vadeli ve kolay ödeme şartlarıyla temin edilmesine destek olmuştu.

Bu yardımlar sayesinde çalışanların maaşları ödenmiş, öğrencilerin ders kitapları basılmıştı.

Kırgızistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Askar Akayev de kendisini makamına davet ederek teşekkür etmişti.

Fikret ağabey bunları anlatırken hiçbir zaman övünmezdi.

Tam tersine, yaptığı yardımların konuşulmasından bile mahcup olurdu.

Çünkü onun anlayışında yardım, reklam amacıyla değil, ihtiyaç sahibinin derdine çare olmak için yapılırdı.

Fahri Profesörlük ve Cengiz Aytmatov Madalyası

Kırgızistan da yıllar sonra onun hizmetlerini unutmadı.

Kırgızistan’daki Ulaştırma ve Altyapı Üniversitesi senatosunun aldığı kararla kendisine Fahri Profesörlük unvanı verildi.

Üniversitede düzenlenen törende cübbesi giydirildi ve fahri profesörlük belgesi takdim edildi.

Bu unvan onun için son derece anlamlıydı. Çünkü üniversite hayatıyla başlayan bilim merakı, daha sonra sanayide geliştirdiği teknolojiler ve buluşlarla devam etmişti.

Fikret Yazıcı aynı zamanda büyük Kırgız edebiyatçısı Cengiz Aytmatov adına verilen madalyaya da layık görüldü.

Aytmatov ile yıllar önce tanışmış, büyük yazar kendisine meşhur eseri “Cemile”yi imzalayarak hediye etmişti.

Yıllar sonra Cengiz Aytmatov adına verilen bir madalyanın kendisine takdim edilmesi onun için ayrı bir gurur vesilesiydi.

Bu ödülleri yalnızca şahsına verilmiş ödüller olarak görmezdi.

Türkiye ile Kırgızistan arasındaki gönül köprülerinin bir sembolü olarak değerlendirirdi.

Bilim İnsanı, Sanayici ve Beyefendi

Fikret Yazıcı’nın hayat hikâyesini dinlediğinizde dikkatinizi çeken bir başka özellik daha vardı:

Hiçbir zaman “Bunu yapamayız” düşüncesini kabul etmezdi.

Bir ürün dışarıdan geliyorsa “Neden biz üretmiyoruz?” diye sorardı.

Bir teknoloji yabancıların elindeyse “Neden Türk mühendisleri bunu geliştirmesin?” diye düşünürdü.

Bir ülkenin sanayileşmeye ihtiyacı varsa “Biz nasıl katkı sağlayabiliriz?” diye çabalardı.

Onun hayat felsefesi üretmek üzerine kuruluydu.

Kendi ifadesiyle:

“Mutlaka yeni keşifler yapacağız, yeni üretimleri devreye koyacağız. Hedefim bu.”

İşte bu sözler Fikret Yazıcı’nın bütün hayatının özeti gibidir.

Son günlerine kadar üretmekten, araştırmaktan, yeni projeler düşünmekten vazgeçmedi.

Ancak bütün başarılarının yanında benim hafızamda çok daha önemli bir Fikret Yazıcı portresi var:

Dostlarına değer veren…

İnsanlarla konuşurken sesini yükseltmeyen…

Son derece zarif ve ölçülü davranan…

Makamı, serveti veya unvanı ne olursa olsun karşısındaki insana saygı gösteren…

Türk dünyasının meseleleri konuşulduğunda heyecanlanan…

Ülkesinin geleceğine inanan…

Gerçek bir İstanbul beyefendisi.

Güzel İnsanlar Ardından İz Bırakır

Bugün Fikret ağabey artık aramızda değil.

Fakat kurduğu fabrikalar, geliştirdiği teknolojiler, yetiştirdiği insanlar, yaptığı yardımlar, Türk sanayisine kazandırdığı ürünler ve Türkiye ile Türk dünyası arasında kurduğu dostluk köprüleri yaşamaya devam ediyor.

Belki de insanın dünyadaki gerçek sermayesi budur.

Bir gün hepimiz bu dünyadan ayrılacağız.

Geride makamlar, unvanlar, servetler değil; yaptığımız iyilikler, ülkemize kattığımız değerler ve insanların hafızasında bıraktığımız güzel hatıralar kalacak.

Prof. Dr. Fikret Yazıcı bu anlamda dolu dolu bir hayat yaşadı.

Türk sanayisine hizmet etti.

Bilime hizmet etti.

Üretime hizmet etti.

Türk dünyasına hizmet etti.

Ve en önemlisi, ardında kendisini sevgi ve saygıyla hatırlayacak çok sayıda dost bıraktı.

Ben de yıllarca dostluğunu paylaştığım, ağabeyliğini gördüğüm Prof. Dr. Fikret Yazıcı’yı rahmet, minnet ve özlemle anıyorum.

Mekânı cennet olsun.

Ruhu şad olsun.

Türk sanayisinin, bilim dünyasının, ailesinin, sevenlerinin ve bütün dostlarının başı sağ olsun.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Advert

Yorum Gönder

Yorumlar